• -
1.103 kez görüntülendi

Çocuğu Bugün Sevindirmek Kolay…

Çocuğu Bugün Sevindirmek Kolay…
23 Nisan 2018 10:59

Bugüne kadar; bugün tüm dünya çocukları ile birlikte kutladığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gerekçesiyle çocuğu merkezine alan yorumlardan beni en çok etkileyeni

internethaber.com adlı haber sitesinin yazarlarından Selçuk Baymaz’ın 23 Nisan 2013’te yayınlanan, “Hiçbir 23 Nisan o kadar da şen olmayacak” başlıklı yorumu olmuştur.

http://www.internethaber.com/hic-bir-23-nisan-o-kadar-da-sen-olmayacak-1225146y.htm

O yorumun üzerinden tam beş yıl geçmiş. Yazarın kurguladığı konulara şöyle bir kafa yorup günümüzle kıyasladığımda, “Ne değişmiş?” diye sorduğumda, iyiye doğru ne gibi bir gelişme olmuş diye düşündüğümde hiçbir iyiye gidiş yok veya var olanı da ben bilmiyorum.

Yazar, “…Değişen dünyayı, çağın yeni getirilerini, kentleşmeyi, internet ve iletişimdeki gelişmeleri onların gözünden anlamak ve değerlendirmek gerekmez mi?” derken empati kurulması gerektiğini söylemiyor. Çocukların dinlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Biz o çocukları, ne kadar dinliyoruz?

Eğitimde fırsat eşitsizliğini sorguluyor. Geride kalan beş yılda, ne mesafe kat ettik?

Çocuk mahkûmların sayılarına atıfta bulunarak nedenlerinin sorgulanması gerektiğini savunuyor. Hâlbuki biz onlara hala, “Suça itilen çocuk” demeyi bile öğrenmedik. Suçlu çocuk yoktur, suça bulaşmış olsa dahi, suça itilen çocuk vardır.

Çocuk işçiliğin masaya yatırılması gerektiğine dikkat çekmiş yazar. Şöyle bir çevrenize bakın. Sömürüyü ulusallıktan çıkarttık, evrensel hale getirdik. Suriye’den gelen ailelerin çocuklarını dahi, bizim çocuklardan daha ucuza çalıştıkları gerekçesiyle tercih edip, çalıştırmıyor muyuz?

Ya.. ya taş atan çocuklar. Oturduğumuz yerden, televizyon ekranından onları gördüğümüzde askerimize, polisimize taş attığı için sorgulamak kolay ama onları o isyana iten öfkenin nedenini tespit edip, önlem yollarını araştırdık mı hiç?

***

Peki. Günümüzde olup biten her olumsuzluktan haklı haksız sitem ederken, bu ortam ve koşullarda yetişen çocuğun, geleceğin büyüğünün, yöneticisinin veya yönetileninin, seçilenin veya seçmeninin… nasıl bir değişim göstererek ülkeyi değiştirmesini, geliştirmesini bekleriz.

Savaş ortamlarında barışı dile getirenlerin olmadık baskılara maruz kaldığı bir ortamda, çocuklara sevgi ve barışın önemini nasıl anlatacağız.

Bir gün yine bir yerde denk gelmişti. Bir resim öğretmeni bir demecinde öğrenciler arasında düzenlenen resim, kompozisyon yarışmalarında kazandığımız zaferlerin konu edilmesinin istenmesi halinde bunun çocuğun bilinçaltına ne şekilde yansıyacağına dikkat çekiyor. Bir riski işaret ediyor.

***

Yazar, “Ezilerek, çile çekerek büyüyen çocuğun içinde, büyüdüğünde ona miras kalan kızgınlıklar, nefretler oluşurdemiş ve büyüyünce nasıl bir çocuk olacağını kurgulamış..

Kişiler arası diyalog, bizimle aynı fikirde olmayan kişilerle yaptığımız sohbetlerde kullandığımız dil tepeden tırnağa yıkıyor, kırıyor, döküyor. Bu ilmi bir tespittir ki, çocuk anlatılanı değil gördüğünü uygular. Onlar da büyüyünce kendisinden farklı düşünene karşı aynı duyguları besleyecek, aynı öfkeyi her şekilde uygulayacaktır. Demek ki bizlere düşen çocuğa sevginin, kardeşliğin önemini anlatmak ile birlikte uygulamalı olarak göstermektir.

Ne yazık ki sistemin sebep olduğu her sorunda, sistemi sorgulamak yerine gücümüz yettiğine girişiyoruz. Doktorları, öğretmenleri, toplu taşıma araçlarında sürücüleri, hemşireleri… kamu hizmeti verenleri dövüp kamu binalarına olmadık zararlar veriyoruz. Şayet aynı tutumu sürdürürsek bizden sonraki nesil de aynısını uygulayacaktır.

Seçtiğimiz yöneticileri veya oy vermesek dahi seçilen yöneticileri gözümüzde çok büyütüyoruz. Seçmenlikten çıkıyor, biat diye adlandırılan kültür içinde güce bir şekilde eyvallah ediyoruz. Seçilenler değişse de huyumuz aynı kalıyor. Bu huyumuzu da sürdürdüğümüzde, benzer bir neslin yetişeceğine dair şüphesi olan var mı..

***

Ülkenin geleceğini çocuklarımıza ve gençlerimize, bugünü tüm dünya çocuklarına hediye eden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir özdeyişinde öğretmenlere sesleniyor ve fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmenin önemine atıfta bulunuyor.

İşte istediğimiz değişimi ve gelişimi sağlayacak olan formülde, Atatürk’ün hala güncelliğini koruyan ve hep koruyacak olan o tespitinde yatıyor.

Bugün çocukları sevindirmek kolay çünkü onlar çocuk. Birkaç dakikalığına da olsa teslim edilecek makamlar, günün hatırına gezdirmeler, eğlendirmeler ile mutlu olmalarını sağlamak mümkün. Çünkü çocuklar, küçük şeylerden mutlu olabiliyorlar. Ben bunu, çocukluğumdan biliyorum.

Ama gelecekte de mutlu olmalarını sağlamak öyle bir nesil yetiştirmekten geçmektedir.

Fikri, vicdanı ve irfanı hür şekilde yetiştirilmeleri dileğiyle tüm dünya çocuklarının gününü kutluyorum.

Bir Yorum Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. 99 queries in 0,435 seconds.