• -
1.037 kez görüntülendi

İstiklal ve İstikbalimiz için Üretelim

İstiklal ve İstikbalimiz için Üretelim
16 Nisan 2018 12:03

Bir işçi sendikasında çalışıyor olmanın getirdiği bir duyarlılık hali olsa gerek, üretime hayatımın son 13 yılında daha çok önem vermeye başladım. Bazı şeyleri, üretimin önemini, emeğin ne kadar yüce bir değer olduğunu da insan yaşayarak öğreniyor.

Yine bu alışkanlığın bir getirisi olarak senenin bir iki haftası Ege, Akdeniz veya Karadeniz’in herhangi bir tatil beldesinde soluğu aldığımda gittiğim yerin tarihi yerlerinden, eğlence mekânlarından çok akşam saatlerinde kurulup gecenin ilerleyen saatlerine kadar açık kalan, ağırlıklı kadınlar tarafından kurulan tezgâhlar cezbeder beni.

O tezgahlarda binbir emekle, kişiye özgün bir tasarımla üretilen takı, giysi, aksesuar gibi ürünlerle haşır neşir olmak bana ayrı bir haz ve keyif verir.

***

Evlerde yapılan üretimin ev ekonomisine katkısının ne olduğuna dair fikir yürütmeyeceğim. Zaten üç aşağı beş yukarı herkesin bildiği bir durum.

Ancak o üretimin getiriye dönüşmesinde yerel yönetim anlayışının çok önemli olduğunu savunuyorum. Hizmet verdikleri kentlerde kadının üretiminin pazar bulmasında zemin oluşturan, fırsat sağlayan belediyeler gerçekten çok önemli bir hizmeti yerine getiriyor.

Burada mesele yerel yönetimler tarafından kurulan meslek edindirme kurslarında öğretilenden ibaret değil. Eğitim elbette önemli asla küçümsemiyorum ama kadına herhangi bir şeyi üretmeyi öğrettikten sonra, o üretimi ekonomik getiriye çevirecek saha oluşturulamıyor ise o eğitimin hiçbir anlamı yok. Ya da hobi ile sınırlı kalıyor.

Böylesi bir üretim ve pazarlama biçimini de,Kayıt dışı ekonomi diye adlandırıp dışlamak olmaz. Sapla samanı karıştırmamalı. Kayıt dışı ekonomi merdiven altındaki atölye tipleridir. Üretimin faturalandırılmadığı, çalışanın değil sendikalı olması sosyal güvenlik kurumuna kaydından bile kaçıldığı üretim biçimidir.

***

Malum, 2019 seçimler bakımından hayli hareketli geçecek. Merkezine kadını alan siyasi tartışmalarda öncelikli konulardan birini kadının aktif siyasetteki yeri oluşturacak. Bu konu da önemli ama en azından bu yorum itibariyle, benim konum değil. Ama bir fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorum.

Bu yerel seçimde de siyasi partilerin önce belediye başkan aday adayları, sonra adayları ile bir şekilde haşırneşir olacağız. Onlar bize tabiatın daha doğrusu siyasetin doğası gereği ulaşacak. Ulaşmak zorunda.

Samimiyet testi yapamayız ama formalite gereği olduğuna dair önyargımız olsa dahi biz kadınlara da beklentileri sorulacak.

İşte kadınlar bu aşamada fırsatçılığını konuşturmalı ve aday adaylığı döneminde aday adayından, adaylar belli olduktan sonra adaydan kadın emeğinin değerlendirilmesinin önünü açmasını talep etmeli. Bu konuda proje üretmesini isteyip vaatleri arasına koydurmalı. Bunu siyasi parti ve aday farkı gözetmeksizin her adaydan istemeli. Herhangi bir siyasi partinin üyesi veya seçmeni ise kişi, diğer siyasi partinin adayından da bu tavrını esirgememeli.

Yetmez…

Seçilen belediye başkanının, adaylık sürecinde o beklentiyi vaatleri arasına koyması halinde, uygulaması için baskı unsuru olmalı.

Oy vermiş veya vermemiş olsun, fark etmez.

Çünkü çok klasik, genelde karşılığı olmayan bir söylem biçimidir ki hangi partinin adayı olursa olsun aday belediye başkanı seçilirse artık tüm kentin sakinlerinin belediye başkanıdır.

***

Yaşadığımız kentin ve ülkenin gelişmesinde üretmek, tüketmekten çok daha önemlidir.

Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1900’lü yılların ilk yarılarının ortalarında söylediği gibi…

2000’li yılların ilk çeyreğine doğru giderken de tercihimiz üretim olsun.

Bizi yönetmeye aday olanlardan da üretimi merkezine alan politikalar üretmesini isteyelim. Onlar o politikayı üretsin. Bizler ürün üretelim.

Haysiyet, hürriyet, istiklal ve istikbalimiz için üretelim.

Çünkü onları kaybettiğimiz anda, “Neden üretmedim” diye hayıflanmak için çok geç kalmış olabiliriz…

Bir Yorum Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. 106 queries in 0,380 seconds.