• -
1.150 kez görüntülendi

Karadeniz’de Nefes, Antabus’ta Leyla Olmak

Karadeniz’de Nefes,  Antabus’ta Leyla Olmak
2 Nisan 2018 20:14

Kadına, çocuğa, şiddet, tecavüz, taciz…

Son zamanlarda ülkemizde en çok tartışılan konular haline geldi. Hatta, o kadar yaygınlaştı ki benzer bir vakaya “tüh…” diye hayıflanmak için gazetelerin üçüncü sayfalarına göz atmaya gerek yok. Şiddet kapıda, kapı komşumuzda…

Peki! Şiddet, taciz, tecavüz denildiğinde ne anlıyoruz? Sadece bildiğimiz anlamda yaşananlar ile sınırlı mı?

Düne kadar öyle sanıyordum… Sonra içinde bulunduğum ortam, çevre, sosyal çevre derken sadece bilindik anlam ile sınırlı olmadığına belki gerçeksanal,veya gerçeği anlatan sanal dünyada rastladım.

Sanalda; Sen Anlat Karadeniz isimli gösterimi devam eden ve takip ettiğim dizide,

Ayrıca; kısa bir süre önce Gebze’de sahnelenen Antabus isimli tiyatro oyununda tanık oldum.

***

Çok bildik ve klasik, tartışılan bir vakadır. Biz toplum olarak diziler ile o kadar haşır neşir olmuşuz ki diziyi izliyor muyuz, yaşıyor muyuz? Örneğin, Ülkemizin herhangi bir ilinin ücra köşesinde yer alan mahallelerinde, yoksulluğu simgeleyen o evlerden birinde dizi seyrederken,  “Boğaz’daki bir yalıda yaşamayı hayal etmiyormuyuz?”

Acı hayatlara tanık olduğumuz vakitlerde gerçeklerimizden uzaklaşmadan, hepimiz bir Nefes (Sen Anlat Karadeniz ) veyahutta bir Leyla (Antabus) olmuşuzdur.

Aklımızdan “ben olsaydım şöyle yapardım” düşüncesi geçmiştir…

Şayet, Sen Anlat Karadeniz’de Nefes, Antabus’ta Leyla olsaydım, öncelikle örgütlü bir yaşama geçmeyi tercih ederdim. Bu bir siyasi parti, belki bir dernek veya kooperatif, belki de sendika.. Lakin, çok tasvip ettiğim yapılanmalar olmasa dahihemşeri derneği ama illaki örgütlü bir yaşam.

Çözüm neden örgütlü yaşamda?

Bu sorunun yanıtı üzerine ahkâm kesmeyim. Malumun tekrarı olur. Zaten herkesin üç aşağı beş yukarı aynı tespitleri vardır.

Biz iyisi mi, örgütsüz kadın ne yapar/ yapmalı. Bu soruya yanıt arayalım. Kaldı ki, Ülkemizde çoğu kadın örgütsüz yaşıyor.

***

Bu arada, örgütsüzlüğü biraz açmakta fayda var. Aslında örgütsüz diye tanımladığımız kesimde örgütlü ancak örgütlü olduğunun farkında değil.

Legal olmasa dahi, illegal diye de adlandırılmayacak şekilde gecekonduda yaşıyorsa sokağındaki, apartmanda yaşıyorsa binadaki kadınla, kapı komşusu ile örgütlü. Her sabah ekmek satın aldığı bakkal veya fırından ekmek alan diğer kadınlarla örgütlü.

Yine onlarla; anlatamadıkları üzerinden örgütlü. Örneğin evde eşinin şiddetine uğrayan kadın sanki utanılacak şeyi kendisi yapmışçasına gizliyor ya.. Sokağa çıktığı vakit gülücükler salıyor yaa.. İşte diğer kadınlar da aslında onun gibi yapıyor. O kadınların çoğunun da gülüşü ‘yapmacık.’ O kadınlar ile örgütlü.

Peki. Örgütlenmeyi nasıl sağlayacak… Önce anlatmaktan başlayacak. Utanmayacak, sıkılmayacak… Bazen bir çay kahve sohbetinde, altın gününde, bazen de çocuğunun okulundaki veli toplantısında.. Güven duyduğu yakın çevresinden itibaren anlatmaya başlayacak.

Anlattıkça yalnız olmadığını anlayacak. Hiç ummadığı kişilerden, mutluluk oyununda rolü kendisinden daha iyi oynayanlardan dahi hiç olmadık yaşanmış hikâyeler dinleyerek yalnız olmadığını anlayacak.

Bu aşamadan sonra anlata anlata, tekrar edile edile anlatılacak bir şey kalmayacak. Sıkıntı, kasavat basacak ve içlerinden biri, belki de kendisi, ‘Bir şey yapmalı’ diyecek.

İşte o söz ağızdan çıktığı anda, çözüm için ilk adım atılmış olacak.

Örgütsüz kadın, bir şekilde örgütlülüğünü sağlayacak.

Bence,  sorunun çözümü de bir şekilde örgütlenmekten geçiyor ve o örgütlenme için ille bir sivil toplum örgütü varlığı gerekmez.

***

Ben…

Sen Anlat Karadeniz’de Nefes

Antabus’ta Leyla olduğum zaman böyle oldum.

Örgütlü yaşamı savunan biri olarak kuşatılmış kadının, örgütlenemeyen kadının ne yapması gerektiğini Nefes olup Leyla olup düşündüğümde doğrusu yanlışı ile böyle bir fikir yürüttüm.

Sen Anlat Karadeniz’de Nefes, Antabus’ta Leyla olmayı ne şahsım adına kabul ederim ne de Nefesleri, Leylaları yok sayarım.

Ve siz de lütfen ara sıra Nefes, ara sıra Leyla olun.

Nefes’e Leyla, Leyla’ya Nefes olun. Nefes olun, nefes olun, yeter ki olun…

Toplumda hiçbir kadın, hiçbir çocuk, hiçbir insan,

Şiddetten tecavüze, tacize;

Bildiğimiz anlamda şiddetten ekonomik, psikolojik anlamda şiddetin hiçbir türüne maruz kalmayı hak etmiyor.

Bu insanlık dramına seyirci, bu insanlık suçuna sessiz kalmayalım.

Sesini çıkaramayan çocuğun sesi olalım. Çocuk sadece uyurken susulur, unutmayalım.

Bir şekilde suskun kadının da sesi soluğu olalım. Kapı komşumuz şiddet görüp, sesi kulaklarımızı çınlatırken bu duruma kayıtsız kalmayalım.

Ve illaki birlik beraberlik içinde örgütlü yaşamı savunalım. Örgütlü olalım…

Bir Yorum Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. 99 queries in 0,426 seconds.